Elis Kaptanoğlu logoElis KaptanoğluUzman Psikolog ve Aile Danışmanı
Hizmetler

Bireysel Psikolojik Destek

Genel bakış

Bu çalışma tam olarak nedir?

Bireysel psikolojik destek sürecinde kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını daha iyi anlamasına; yaşadığı güçlüklerle baş etme becerilerini geliştirmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Her bireyin ihtiyaçları ve yaşam deneyimleri doğrultusunda, kişiye özgü bir çalışma süreci oluşturulur.

Bazen ihtiyacımız olan şey, yaşadıklarımıza başka bir yerden bakabilmektir.

Bireysel Psikolojik Destek nasıl olur?

Her insanın yaşam deneyimleri, ihtiyaçları ve yaşadığı güçlükler birbirinden farklıdır. Bu nedenle görüşmelerin içeriği ve ele alınan konular kişiden kişiye değişebilmekte, süreç kişinin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmektedir.

Bireysel görüşmeler yaklaşık 45–60 dakika sürmektedir.

Görüşmelerde ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı yaklaşım, Kabul ve Kararlılık yaklaşımı (ACT), Motivasyonel Görüşme teknikleri, şema yaklaşımlı ve mindfulness temelli yaklaşımlardan yararlanılmaktadır. Gerekli görülen durumlarda farklı yaklaşımlardan yararlanılarak daha bütüncül bir çalışma yürütülebilmektedir.

Süreç içerisinde kişinin duygu, düşünce ve davranışları arasındaki ilişkiler; yaşadığı güçlüklerin günlük yaşamına ve ilişkilerine yansımaları ve değişim sürecinde ihtiyaç duyduğu destek birlikte ele alınmaktadır.

Gerekli görülen durumlarda, kişinin ihtiyaçları doğrultusunda uygun psikolojik ölçme ve değerlendirme araçlarından da yararlanılabilir. Bu değerlendirmeler, görüşme sürecini destekleyici nitelikte ele alınmaktadır.

Bilişsel Davranışçı YaklaşımKabul ve Kararlılık YaklaşımıMindfulness Temelli YaklaşımlarÇözüm Odaklı Yaklaşım
ÇALIŞMA ALANLARI

Bu başlık altında neler konuşuyoruz

  • Kaygı ve stres, günlük yaşamda karşılaşılan olaylara verilen doğal tepkiler olmakla birlikte yoğunlaştığında kişinin yaşamını olumsuz etkileyebilir. Sürekli endişe etme, huzursuzluk, gerginlik, rahatlayamama, dikkatini toplamakta zorlanma ve bedensel belirtiler şeklinde kendini gösterebilir. Bu süreçlerde kaygı ve stresin kaynakları, kişinin düşünce ve davranışları üzerindeki etkileri ve baş etme yolları ele alınmaktadır.

  • Depresif süreçler; kişinin kendisini uzun süre mutsuz, isteksiz, yorgun veya umutsuz hissetmesiyle birlikte günlük yaşamdan uzaklaşmasına neden olabilen süreçlerdir. Daha önce keyif veren etkinliklere karşı ilginin azalması, içe çekilme, enerji kaybı, uyku ve iştah değişiklikleri ile kendini gösterebilir. Bu süreçte kişinin duygu, düşünce ve davranışları arasındaki ilişki ele alınmaktadır.

  • Yas, kişinin değer verdiği bir kişiyi, ilişkiyi veya kendisi için önemli başka bir şeyi kaybetmesinin ardından yaşayabileceği doğal bir süreçtir. Yoğun üzüntü, özlem, öfke, suçluluk, boşluk hissi veya günlük yaşama uyum sağlamakta zorlanma gibi duygular görülebilir. Bu süreçte kişinin yaşadığı duygular, kaybın günlük yaşam üzerindeki etkileri ve değişen yaşam koşullarına uyum sağlama süreci ele alınmaktadır. Yas deneyiminin kişiden kişiye farklılık gösterebileceği göz önünde bulundurularak süreç kişinin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmektedir.

  • Panik belirtileri, yoğun korku veya kaygı anlarında ortaya çıkabilen fiziksel ve duygusal tepkileri ifade eder. Kalp çarpıntısı, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi, titreme, terleme, kontrolü kaybetme veya kötü bir şey olacakmış hissi gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtilerin kişi üzerindeki etkileri ve kaygıyla baş etme yolları ele alınmaktadır.

  • Kişinin istemediği veya kontrol etmekte zorlandığı tekrarlayan düşünceler ve bu düşüncelerin yarattığı huzursuzluğu azaltmak amacıyla ortaya çıkan davranışlar günlük yaşamı zorlaştırabilir. Sürekli kontrol etme, temizleme, düzenleme, tekrar tekrar düşünme veya güvence arama gibi davranışlar görülebilir. Bu düşünce ve davranış döngülerinin kişi üzerindeki etkileri ele alınmaktadır.

  • Geçmişte yaşanan olaylar, kişinin bugün kendisini değerlendirme biçimini, ilişkilerini ve duygusal tepkilerini etkileyebilir. Yaşananları tekrar tekrar düşünme, geçmişteki olaylara takılı kalma, pişmanlık, suçluluk veya geçmişi kabullenmekte zorlanma gibi durumlar görülebilir. Bu deneyimlerin bugünkü yaşam üzerindeki etkileri birlikte ele alınmaktadır.

  • Duyguları tanımak, anlamlandırmak ve uygun biçimde ifade etmek her zaman kolay olmayabilir. Yoğun öfke, üzüntü, kaygı veya kırgınlık yaşama, duyguları bastırma ya da duyguların davranışları kontrol etmesi şeklinde kendini gösterebilir. Duyguların fark edilmesi ve daha işlevsel biçimde düzenlenmesi üzerine çalışılmaktadır.

  • Öfke, kişinin sınırlarının ihlal edildiğini veya ihtiyaçlarının karşılanmadığını hissettiği durumlarda ortaya çıkabilen doğal bir duygudur. Ancak yoğun ve kontrol edilmesi güç hâle geldiğinde ilişkilerde çatışmalara ve günlük yaşamda çeşitli zorluklara neden olabilir. Öfkenin ortaya çıktığı durumlar, eşlik eden düşünceler ve verilen tepkiler ele alınmaktadır.

  • Bazı düşünce ve davranış biçimleri farklı durumlarda tekrar ederek kişinin günlük yaşamını ve ilişkilerini etkileyebilir. Aynı olayları tekrar tekrar düşünme, sürekli kendini sorgulama, kaçınma veya benzer davranışları tekrarlama bu örüntülere örnek olarak verilebilir. Bu döngülerin nasıl oluştuğu ve kişinin yaşamındaki etkileri ele alınmaktadır.

  • Kendilik algısı, kişinin kendisini nasıl gördüğü ve değerlendirdiğiyle ilişkilidir. Yetersizlik hissi, yoğun öz eleştiri, kendini başkalarıyla kıyaslama veya kendi ihtiyaçlarını geri plana atma gibi durumlar kişinin kendisiyle olan ilişkisini etkileyebilir. Bu süreçte kişinin kendisini değerlendirme biçimi ve kendisiyle kurduğu ilişki ele alınmaktadır.

  • Hayatımızdaki değişimler bazen alışılmış düzenin dışına çıkmayı ve yeni davranışlar geliştirmeyi gerektirebilir. Yeni bir alışkanlık edinme, erteleme davranışını değiştirme, yaşam düzenini değiştirme veya belirlenen hedeflere ulaşmakta zorlanma bu süreçte karşılaşılabilecek güçlükler arasındadır. Değişime engel olan düşünce ve davranış örüntüleri ele alınmaktadır.

  • İlişkilerde kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi ve bunları karşı tarafa ifade edebilmesi sağlıklı sınırların önemli bir parçasıdır. Hayır diyememe, karşı tarafı kırmaktan çekinme, sürekli fedakârlık yapma veya kendi ihtiyaçlarını geri plana atma gibi durumlar yaşanabilir. Kişisel sınırların ve ihtiyaçların fark edilmesi üzerine çalışılmaktadır.

  • Üniversiteye başlama, mezuniyet, işe başlama, taşınma, evlilik, ayrılık veya benzeri yaşam değişiklikleri kişinin alıştığı düzenin değişmesine neden olabilir. Bu dönemlerde belirsizlik, kaygı, stres, yalnızlık veya uyum sağlamakta zorlanma görülebilir. Değişen yaşam koşullarının beraberinde getirdiği psikolojik süreçler ele alınmaktadır.

  • Travmatik veya kişinin güvenlik duygusunu sarsan yaşantılar sonrasında bazı kişilerde yoğun kaygı, korku, kaçınma, tetiklenme veya yaşanan olayla ilgili tekrarlayan düşünceler görülebilir. Uyku sorunları, huzursuzluk ve günlük yaşama uyum sağlamakta zorlanma da yaşanabilir. Bu yaşantıların kişinin duygu, düşünce ve davranışları üzerindeki etkileri ele alınmaktadır.

  • Yeme davranışı yalnızca fiziksel açlıkla değil, kişinin duyguları, beden algısı ve kendisiyle kurduğu ilişkiyle de bağlantılı olabilir. Stres veya yoğun duygular karşısında yeme, yeme davranışını kontrol etmekte zorlanma, bedeninden memnuniyetsizlik veya yemekle ilgili yoğun düşünceler görülebilir. Bu süreçlerde yeme davranışının psikolojik ve duygusal boyutları ele alınmaktadır.

  • Bağımlılık, kişinin bir maddeyi kullanmayı veya belirli bir davranışı gerçekleştirmeyi kontrol etmekte zorlanması ve bunun günlük yaşamını etkilemesiyle ilişkili bir süreçtir. Kullanımı veya davranışı azaltmakta zorlanma, yoğun istek, kontrol kaybı ve bunun ilişkiler ya da sorumluluklar üzerindeki etkileri görülebilir. Değişim sürecinde kişinin motivasyonu ve yaşadığı psikolojik güçlükler ele alınmaktadır.

DİĞER HİZMETLER

ÖN GÖRÜŞME

Hangi hizmetin size uygun olduğundan emin değil misiniz?

Kısa bir ön görüşmede birlikte karar verelim.

Randevu için iletişime geçin